• ‘CANINI ONA VEREBİLMEYİ SANA ÖĞRETENDEN ALDIĞINA’ BİLGİ DENİR

Şadırvan’da çalışma, ‘bilgi vererek ÖĞRETMEK planlı’ değil,
ilginin gereğini yaşayıp anlama gayreti taşıyanlara eğitim yönlendirmesidir!
Yazılarımız kendini okumuş ya da okumak gayretlisinedir
Vazife -sürülere bilgi vermek, eğitmek, öğretmek nasıl olabilir ki!?

‘Canını ona verebilmeyi sana öğretenden aldığına’ BİLGİ denir. Öyleyse
her şeyin cevabı ‘hürriyetin kadar’ verilir. Yola ne kadar dayanabilirsin?
Hürriyet canını vermekse, can vermeye ne kadar hazırsan o kadar hürriyet!
Öyleyse ‘can nasıl verilir, niçin verilir’ Şadırvan bunu açıklar, bu bilgiyi verir
Herkesin bilgi için sörf yapıp ‘edindim’ sandığı bir dünyada sizce bilgi nedir?
Bu bilgiyi umuma neşretmekle Şadırvan’ın menfaati nedir?
Alkış bekleyen, takdir bekleyen, beğeni bekleyen, cemaat bekleyene YUH!
Bu bir eğitimdir ki aynen uyulduğunda ‘bilgi vermeden’ söylemek,
bilgi vermemek için yazarak, bilgiye ulaşımda temel yolları söylemek,
şayet ulaşılmazsa vaziyetin ahvalini ortaya sererek seni bir karara itmek
ve şayet bu vazife olmazsa neyin haberinden bahsetmekle ne elde etmek?
Malumatı stoklayanlar açısından bakarsak da ‘ne kazandım’ sanmak?
Bilgiye niçin ulaşamadığımızın sebebi, zihin işgalleri ve akla YAMA’lardır
Her yazımız bu yamaları okuyucu üzerinde göstererek yolu gösterir!
Bilgi dediğin nedir? Bunlar olmadan bilgi yok! Olamaz, olana bilgi denemez
Kişi şayet bilgi olmayan şeyleri bilgi görürse aklı kesin yamalanmıştır, biline!
Zihni, aldığı her haber ve malumatla işgalin pekişmesine ayarlanmaktadır
BİLİM dediğin ne? Bilimde rolü kime verirsin? Bilim düşkünlüğü ne? Düşün!

Zihin ‘programlı şartlanır’ Akla vurulan yamalar, bir planlı çalışma sürecidir!
Herkeste buna davetiye ‘heves ve korkularıdır’ burandan yönetiliyorsun!
Daha da açarsak, ‘yanlış bilgi’ diye bir şey yok! Hevesler, bilgiyi zan yapar!
Zanların temel suyu, heves ve korkularındır, daha da mı göremiyorsun?
Kişi ‘beklentilere’ burasından çekilir. Eşya tip olur, o bile olamaz, işte bil!
Hayale kayar, bunu planı sayar. Bu programdan çıkamazsa zannı hedeftir!
Girdap budur, tuzakların tuzağı budur. O sana seninle tuzak kurar!
Çünkü gerçekleri yalanladın! Gerçeğe, sahibine-kuluna plan kurmaktaydın!
Bunu ‘ibadet’ haline getirdin! Kendine, çevrene de zulmettin. Daha kaldı mı?
Bütün bunları bilgiyle başardın, eferin!
İşte akla vurduğumuz YAMA’ların nihayeti cehennemi BU! Zannın sonucu!


Böylece ZAN, Gönlüne akmak üzere yola çıkan her duyumu,

kafanın şartlarına uydurmak diplomasindir

Her şeyi ZAN AMBALAJLARINA sarıp bir vagonla kafada raylıyoruz
Kafa sente vurduğu anda ilk makasta gerçeğimizle yolumuz ayrılıyor

Ne kadar anlatırsan anlat! Karşındaki kendi zannına tercüme ediyor
Daha öncesi alışkanlıklarında bir karşılığı varsa, NİDA’yı sepetine koyuyor
Ambalajını önceden hazırlamadığı hiçbir hakiki duyumu tınmıyor
Önceki sepetinde bir sapı varsa, yeni salkımı bu küpünde sirke yapıyor

Bu bilgi stoklaması, şu güvensizde ‘her şeye bir cevap verme’ kazandırmış
Gene de ana çıkışı bulamıyor, tatmin olamıyor da hala bilgi sörfü peşinde!
Malumatları stokladıkça, aradığı cevabı ‘bu stoktakilerle’ ölçüp kurallıyor!
Bilmediği cevabı ararken adeta cevabı da zaten biliyormuşçasına! Hayret!
Mevcut kabullerini ‘arayışına referans yaptıkça’ körlüğü pekişiyor
Referanslar çatışıyor, karışıyor. Tarumar oluyor zihin. Kayıyor inanç
AyKÜP’ün çapı ne kadar salamura kabiliyet, içtihad da o kadar küf

İşte doğruyu arayışımızda takıldığımız engel budur
Bu tuzak, ilgimizi MALUMATLARA kaydırır
‘Hayalde yaşamaya’ böylece adım atmış oluruz
Bu hal, HAVADİSLERİ bilgi addeder
Bilgiyi de ‘sanki kabul etmişiz’ zannına bizi sürükler
Bilginin kapısı tercihle açılsa da KARAR idrakın eseri,
‘kabul etmek’ BİLGİNİN kendisidir

‘Canını ona verebilmeyi sana öğretenden aldığına’ BİLGİ denir
Öyleyse bilgi peşinde koşma! Canını dişine takarcasına bir şey ara!
Gerçeğin bilgisi verilmez! Alınır! Veriyoruz kandırmacası spritüalizmdir!
Veriyoruz kandırmacası hocacılıktır! Müftülüktür! Yazmadık mı? Yazdık!
Bilgi mi istiyordun?
‘Canını ona verebilmeyi sana öğretenden aldığına’ BİLGİ denir

Başka bilgi yok! Başka tanımı da yok! ‘Anlayış ve Bilgi’ kitabımızı al oku
Derinlik bir inceliğe binaendir, rastlantılarla karakter oluşmaz!
Araştırmaksızın ‘ARADIĞINI BULMUŞ SAYAN bir karakter’ hayalde yaşar!


• “Doğruyu, hakikati nasıl anlayabilirim?”

Anlamak sezişe ve idrake bağlıdır. Çalışmaya, niyet ve gayrete bağlıdır
Hakikati tarafını seçerek anlayabilirsin! Zahirde tarafı-duruşu olmayanın ilmi,
“silsilesi yıkıcıdan gelen” bir merak batıncılığıdır. Bu da benliği yamalar!
Anlamak isteyen dikkat eder, anlar! Israr eden de istediği gibi düşünsün!
Şadırvan sonuçları çoktan yazdı bitirdi
Kimisi sadece önüne kondukça düşünüyor!
Biz düşüncelerimizi yazmadık, yazdıklarımız düşündürüyor

Akletmeyenler,
ortaya konulan her fikri layıkıyla değerlendirebilecek idrak ve mecburiyetin
kendilerinde bulunduğunu nefsine inandırmak zorunda mı ki?
Herkes her şeyi anlayacak diye bir kural yok

Anlamak sezişe ve idrake bağlıdır. Çalışmaya, niyet ve gayrete bağlıdır
Kaçtığın kadar sana susan gerçekler, şayet ihtiyacındaysan sana konuşur
Sanat, ihtiyacını bilende konuşur, ihtiyacına kör olanda suskundur
İhtiyacının ne olduğunu bilmeyen, bu nedenle ANLAYAMAZ!

Anlamak, İHTİYACI bilmekle… Peki, ihtiyacımızı nasıl anlayacaz?
Hayvan ve her mahluk ihtiyacını biliyor. Bunu da bilmeyene insan denir mi?
Bu yazıda duyduklarımızın akledilmesi gerekirken dinlemede tenezzülümüz,
sadece işitmek istediklerimize olursa.. anlayışımız öğrenmeye kapalıdır!

Anlamanın yolu, soyutlamaktır. Soyuttan somuta.. somuttan soyuta..!
Anlamak ‘Yazılı Kuran Papirüsü’ndeki alfabenin ne dediğini bilmek değil,
Kuran’ın SETAP HALDE İNSANDA AÇILDIĞINI anlamaktır
İmanda ölçü, allaha inanmak değil O’nun sende var olduğuna inanmaktır
Böylece dünyayı allaha inananlar değil, ‘kendine inananlar’ yönetir
Yönetmekte ihale ‘kendine inananlara’ verilmiştir. Sünnetullah budur

AllahRasulu ne öğretti? Allah’ın var olduğunu değil,
O’nun SENDE VAR OLDUĞUNU öğretti!
Sonuçta Allah’a iman, insanın kendine iman etmesidir
Dost Muhammed kendine en iman edenin ilki ve sonuydu. Daha sonu yok!
Kulu üzerinden çalıştırdığı sisteme Allah! diyoruz
Kendi çalışmasının ismini ise kendinden başka kimse bilmedi
İşbu inançla ‘böyle bir Allah’a secde edilir, dışarıda yaşayan bir allaha değil

/Okyanusta Şadırvan. 2014

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir